Yıllardır iç politikada bir alkış makinesi olarak kullanılan “Bir millet, iki devlet” söyleminin bugün Bakü ile Ankara arasında geldiği nokta, tam da bu rasyonalitenin duvarına tosladığımız yerdir. Azerbaycan ile ilişkilerimizde eşine az rastlanır, derin ve sesli bir kriz yaşıyoruz. Ancak Ankara’daki karar alıcılar, eğer bir kasıt yoksa, olaylara o kadar sığ ve ezberci bir çerçeveden bakıyorlar ki, faturayı birkaç trole ya da troll davranışı sergileyen kimi siyasetçiye ve “yanlış anlaşılmalara” kesme kolaycılığına kaçıyorlar.
Oysa, krizin boyutlarının çok daha derin olduğunu hepimiz biliyoruz. Aliyev’e yakınlığıyla bilinen APA Haber Ajansının analizine yansıyan satırlar, Bakü’nün Ankara’ya bakışındaki kırılmayı net olarak ortaya koyuyor:
“Azerbaycan bu saldırıyı İran’dan beklerken en ağır darbeyi kardeş Türkiye’den aldı. Bu darbeyi vuranlar iktidardaki AKP ve onun destekçisi İslamcı-Nurcu gruplardı.”
Bakü, Ankara’nın içerideki radikal dindarlığı teşvik ederek kendi bağımsızlığına ve rejimine yönelik bir tehdit oluşturduğunu, beka sorunu yarattığını ve Türkiye’nin toplum olarak hurafelere sürüklendiğini düşünüyor. Bu eleştiriler öyle sıradan, geçiştirilebilecek türden değil, doğrudan devletin zirvesinin okumasıdır.
İlişkilerdeki krizin en net fotoğrafını, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Ankara’daki Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) zirvesine katılmamasıyla gördük. Bakü, diplomasinin “mütekabiliyet” esasına dayandığını bize acı bir şekilde hatırlatıyor. Zira Cumhurbaşkanı Erdoğan da Temmuz 2024’te Şuşa’da düzenlenen gayriresmi TDT zirvesine, Türkiye-Hollanda milli maçını izlemek için katılmamış, yerine Cevdet Yılmaz’ı göndermişti. Bakü’deki Dünya Kentsel Forumu ve CICA zirvelerindeki düşük seviyeli temsiller de cabası. Erdoğan’ın son olarak geçen hafta, Bakü’deki Asya’da güven artırıcı önlemler zirvesine katılmadığını da belirtelim.
Aliyev, TDT zirvesine gelmemekle kalmadı, bir de kutlama mesajı gönderdi. Fakat bu mesajın diline ve üslubuna baktığınızda, metnin adeta Rusya Dışişleri Bakanlığı’nın o soğuk, mesafeli ve son derece resmi kaleminden çıktığını hissediyorsunuz. “Kardeş” sıcaklığından eser olmayan, tamamen devletler arası soğuk bir nezaket… Karşımızda romantik hamasetle hareket eden bir lider değil, MGIMO (Moskova Devlet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü) tedrisatından geçmiş, uluslararası güç dengelerine son derece hakim, pragmatik bir satranç ustası olduğunu unutuyoruz. Aliyev, Moskova’daki 9 Mayıs Zafer Bayramı kutlamalarına gitmeyerek yeri geldiğinde Putin’e bile “hayır” diyebilen, Kafkasya’daki Rus baskısını ustaca dengeleyen bir isim. Kısacası ne Moskova’nın ne de Ankara’nın yörüngesinde bir uydu devlet başkanı.
Krizin ivme kazanmasında Ankara’nın üstenci, “büyük abi” tavrının payı büyük. Azerbaycan parlamentosundan geçen bir yasayı, muhataplarınızla kapalı kapılar ardında istişare etmek yerine, iç politikaya oynayacak şekilde ele alırsanız ve Cumhurbaşkanı başdanışmanınız X üzerinden tehdit diliyle mesajlar sallarsa, Bakü’nün bunu bağımsızlığına yönelik aşağılayıcı ve küstah bir müdahale olarak görmesine şaşırmamalısınız.
Ankara’nın yaptığı bir diğer büyük taktik hata ise Karabağ Zaferi’ni iç siyasette adeta kendi başarısıymış gibi araçsallaştırmasıydı. Erdoğan’ın temmuz ayında Rize’de kürsüden “Biz nasıl Karabağ’a girdiysek… aynen onlara da (İsrail) yaparız” çıkışı Bakü’de adeta bir deprem etkisi yarattı. Binlerce şehit veren Azerbaycan ordusu ve devleti için bu “rol çalma” kabul edilemezdi. Nitekim Aliyev, zaferin tamamen kendi halkına ve ordusuna ait olduğunu her fırsatta vurgulayarak “zaferin sahibi biziz” mesajını açıkça Ankara’nın yüzüne çarptı.
Bir diğer kriz başlığı ise bahsi geçen İsrail meselesi. Daha geçen hafta Bakü’de düzenlenen bir uluslararası toplantıda İsrail Cumhurbaşkanı Herzog konuşurken Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın salonu terk etmesine şahit olduk. Bizim iç kamuoyuna “dik duruş” olarak pazarlanan bu eylem, Azerbaycan tarafında son derece net bir şekilde “ev sahibine yönelik saygısızlık” olarak yorumlandı. Şunu atlıyoruz: İsrail, Azerbaycan için sıradan bir ülke değil. Karabağ savaşındaki teknolojik ve istihbari üstünlüğün arkasındaki kilit güçlerden biri. Ankara’nın hamaset yüklü anti-İsrail söylemi ile Bakü’nün hayati çıkarları burada taban tabana zıtlaşıyor. Üstelik Bakü, Ankara’nın İsrail ile ticari ilişkilerini dolaylı yollardan sürdürdüğüne dair somut olguların ortada durduğunu, bunların resmen yalanlanmadığını da çok iyi biliyor. Kendi evinin önü süpürülmemişken, Ankara ve İstanbul’daki Azerbaycan diplomatik temsilcilikleri önünde Bakü’yü İsrail ile ilişkileri üzerinden hedef alan altı ayrı protesto gösterisine izin verilmesi “açık bir ikiyüzlülük” olarak değerlendiriliyor.
Tüm bu tabloya bakınca bazen düşünmeden edemiyorum; acaba biz, Rusya’nın Azerbaycan’a tanıdığı özerklik kadar bile rahat bırakmıyor muyuz Bakü’yü? “Kardeşlik” kılıfı altında, Azerbaycan’ın dış politikasını, ekonomik ilişkilerini, hatta iç hukuku ve baş örtüsü uygulamalarını Ankara’dan dizayn etmeye kalkışıyoruz.
Dış politikanın ana unsuru başka devletlerin iç işlerine karışmamaktır. Bunu göz ardı ettiğiniz an, en köklü ilişkiler bile zehirlenir. Artık rasyonelliğin ön plana çıktığı, herkesin kendi devlet çıkarlarını öncelediği bir dönemdeyiz.
Görünen köy kılavuz istemiyor. Siyasi yorumcu İlkan Dalkuç’un da tabiriyle iki ülke arasında artık “illüzyon bulutu dağılıyor, Potemkin anı yaşanıyor.” İktidar, içerideki krizler yetmezmiş gibi dış politikada en güvendiği kaleden, hem de kendi hatalarıyla sarsılıyor. Bu liderlerin en az birisi değişmedikçe, Ankara-Bakü hattında hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. İki başkent arasındaki o ideal ve rasyonel ortam, muhtemelen ancak bu iki liderden sonra, yeni dönemde tesis edilebilecek.
Ve Türkiye, o gün geldiğinde, “kardeşi” dahi olsa başka ülkelerin iç işlerine karışılmaması gerektiğini acı yoldan öğrenmiş olacak.
Kaynak : Medya Günlüğü


GALATASARAY
AMED SPORTİF FAALİYETLER
TRABZONSPOR
BEŞİKTAŞ
FENERBAHÇE
ARCA ÇORUM FK
KASIMPAŞA
KOCAELİSPOR
ERZURUMSPOR FK
GÖZTEPE
CORENDON ALANYASPOR
İSTANBUL BAŞAKŞEHİR FK
ÇAYKUR RİZESPOR
GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ
TÜMOSAN KONYASPOR
GENÇLERBİRLİĞİ
SAMSUNSPOR
EYÜPSPOR










Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir