Gazeteci-yazar Fikret Bila, Sözcü Grubu'na katıldığını duyurdu. Sözcü'nün internet sitesinde köşe yazıları kaleme alacak olan Bila, Sözcü TV'de pazartesi akşamları Ekrem Açıkel'in sunduğu Hafta Başı, perşembe akşamları ise Senem Toluay Ilgaz'ın sunduğu Öncesi Sonrası Gece programlarına katılacağını açıkladı.
Sözcü'deki ilk yazısını basın özgürlüğüne ayıran Bila, Türkiye'nin ekonomik sorunların yanı sıra uzun süredir demokrasi ve ifade özgürlüğü konusunda da ciddi sıkıntılar yaşadığını belirtti.
‘İKTİDAR AĞIR BİR BASKI UYGULUYOR’
Türkiye'de siyaset ve medya üzerindeki baskıların giderek arttığını savunan Bila, şu ifadeleri kullandı:
"Türkiye ağır bir ekonomik krizin yanı sıra uzunca süredir demokrasi ve basın özgürlüğü sorunu yaşıyor. İktidar, siyaset ve basın üzerinde ağır bir baskı uyguluyor."
Ekrem İmamoğlu dahil 34 belediye başkanının ve çok sayıda belediye bürokratının tutuklu olduğunu hatırlatan Bila, seçilmiş isimlerin tutuklu yargılanmasını da eleştirdi.
Bila, "İktidar, belediye başkanlarını tutuklayarak seçmenin iradesini yok sayıyor" diyerek, hukuk sisteminde tutuksuz yargılamanın esas olduğunu vurguladı.
HALK TV VE T24 KARARLARINA TEPKİ
Basın üzerindeki baskılara da değinen Bila, Halk TV'ye kayyım atanmasını ve yayınlarının durdurulmasını, T24 internet sitesinin kapatılmasını eleştirdi.
Merdan Yanardağ, Murat Ağırel ve İsmail Arı'nın tutukluluğuna dikkat çeken Bila, gazetecilerin haber faaliyetleri nedeniyle özgürlüklerinden mahrum bırakılamayacağını belirtti.
Bila, "Gazeteciler yaptıkları veya yapmadıkları haberler nedeniyle tutuklanamaz. Yapılan haberlerde bir yanlış varsa tekzip yoluyla düzeltilir. Haklarında dava açılırsa da tutuksuz yargılanırlar" ifadelerini kullandı.
‘ÖZGÜR BASIN HALK ADINA İKTİDARI DENETLER’
Demokratik sistemin temelinde erkler ayrılığı ile düşünce, ifade ve basın özgürlüğünün bulunduğunu vurgulayan Bila, "Özgür basın halkı bilgilendirir ve halk adına iktidarı denetler" dedi.
Yargının siyasallaşmasının ve basın özgürlüğünün sınırlandırılmasının demokrasiden uzaklaşmak anlamına geldiğini belirten Bila, ifade ve düşünce özgürlüğünün olmadığı bir ülkede demokratik rejimden söz edilemeyeceğini savundu.
‘EN BÜYÜK ZARARI DEMOKRASİ GÖRÜR’
Sekiz meslek örgütünün 10 ilde düzenlediği "Sansüre Hayır, Habere Özgürlük"eylemlerini de hatırlatan Bila, yazısını şu sözlerle tamamladı:
"Türkiye'nin bir an önce yasama, yürütme ve yargı erklerinin birbirinden bağımsızlığına ve basın özgürlüğüne dönmesi zorunludur. Bu dönüş sağlanmazsa en büyük zararı demokrasi, dolayısıyla seçmen iradesi görür."
İşte o yazı:
"Değerli okurlar:
Ben de Sözcü Grubu'na katıldım.
Grubun internet sitesinde köşe yazılarımla, Sözcü TV'de Pazartesi akşamları Ekrem Açıkel'in Hafta Başı ve Perşembe akşamları Senem Toluay Ilgaz'ın Öncesi Sonrası Gece programında karşınızda olacağım.
Sözcü okurlarına ve Sözcü TV izleyicilerine sevgi ve saygılarımı sunarım.
İlk yazımı basın özgürlüğüne ayırmak istedim.
Türkiye ağır bir ekonomik krizin yanı sıra uzunca süredir demokrasi ve basın özgürlüğü sorunu yaşıyor.
İktidar, siyaset ve basın üzerinde ağır bir baskı uyguluyor.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu dahil 34 belediye başkanı ve çok sayıda belediye bürokratı tutuklu.
İmamoğlu 1,5 yılı aşkın süredir cezaevinde.
1 yılı aşkın süredir cezaevinde olan belediye başkanları var.
İktidar, belediye başkanlarını tutuklayarak seçmenin iradesini yok sayıyor.
Belediye başkanları tutuklu yargılanıyorlar.
Oysa hukukumuzda tutuksuz yargılama esastır.
Haklarında kesinleşmiş yargı hükmü olmadan belediye başkanları ve bürokratlar fiilen cezalandırıyor.
Diğer taraftan basın üzerinde de çok ağır bir baskı var.
Türkiye'nin en çok izlenen haber kanallarından biri olan Halk TV'ye kayyım atandı. Yayınları durduruldu.
T24 internet sitesi kapatıldı.
Tele1'in kurucusu meslektaşımız Merdan Yanardağ 1 yıldır cezaevinde.
Son olarak meslektaşlarımız Murat Ağırel ve İsmail Arı da tutuklandı.
Onlarca gazeteci tutuklu.
Seçilmiş belediye başkanlarının, gazetecilerin tutuklu yargılanmaları hukuk sistemimizin temel ilkelerine aykırıdır.
Gazeteciler yaptıkları veya yapmadıkları haberler nedeniyle tutuklanamaz.
Yapılan haberlerde bir yanlış varsa tekzip yoluyla düzeltilir.
Haklarında dava açılırsa da tutuksuz yargılanırlar.
Demokratik rejimler; erkler ayrılığı, düşünce, ifade ve basın özgürlüğüne dayanırlar.
Demokrasilerde yasama, yürütme ve yargı erkleri birbirinden bağımsızdır. Birinin diğerleri üzerinde bir üstünlüğü yoktur.
Halk seçimlerle iktidarı ve muhalefeti belirler.
Özgür basın halkı bilgilendirir ve halk adına iktidarı denetler.
Yargının siyasallaşması, basın özgürlüğünün kısıtlanması demokrasiden uzaklaşma anlamına gelir.
Bir ülkede ifade, düşünce ve basın özgürlüğü kısıtlanmışsa demokratik rejimden söz etmek mümkün değildir.
Türkiye bu kısıtlamaların yaşandığı bir süreçten geçiyor.
Geçtiğimiz Cumartesi günü, 8 meslek örgütümüz, 10 ilde "Sansüre Hayır, Habere Özgürlük" eylemi düzenlediler ve kamuoyuna seslendiler.
Türkiye'nin bir an önce yasama, yürütme ve yargı erklerinin birbirinden bağımsızlığına ve basın özgürlüğüne dönmesi zorunludur.
Bu dönüş sağlanmazsa en büyük zararı demokrasi, dolayısıyla seçmen iradesi görür."
AMED SPORTİF FAALİYETLER
GALATASARAY
FENERBAHÇE
TRABZONSPOR
KASIMPAŞA
BEŞİKTAŞ
KOCAELİSPOR
ERZURUMSPOR FK
ARCA ÇORUM FK
GÖZTEPE
CORENDON ALANYASPOR
İSTANBUL BAŞAKŞEHİR FK
ÇAYKUR RİZESPOR
TÜMOSAN KONYASPOR
GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ
GENÇLERBİRLİĞİ
SAMSUNSPOR
EYÜPSPOR










Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir