Talihsizlik dediğin kapıyı çalmaz, doğrudan bacadan içeri sızar. İnsan evladıyız nihayetinde; dalgınlığımız da, hesap hatamız da, başımıza gelenler de bizim.
Düşünün ki evdesiniz. Sorarsınız kendi kendinize: “Ocağın üstünde ne var?” Daha ortada fol yok yumurta yok ama burnunuza hafiften bir yanık kokusu çarpar. Tanımsız, sinsi bir koku... Sizi uyarır aslında. Ama o an burnunuz tıkalıdır, alamazsınız. Alamazsınız da ne var ne yok, yemekle birlikte üstündeki her şey usul usul yanıp gitmeye başlar.
Çevredeki uyanıklar kokuyu çoktan almıştır; ocağın başındakiler belki de sizi uyarmıştır. Ama o koku bir türlü size gelmemiştir; vay haline! Sonra ne mi olur? Ocağın başındakilere, kokuyu önceden duyanlara, sütü taşıranlara karşı içten içe bir küsüş, bir kırılganlık baş gösterir. Gerçi onlara "fırça" atmaya kalksanız, o fırçanın da bir tekeli var; herkese düşmez.
Üstelik bütün bunlar öyle devasa salonlarda değil, küçük, sıkışık bir alanda yaşanır. Say say bitmez: Ocakta süt mü var, taştı; kalanı iyice yanmış yoğurt mu, ki zaten yanık kokulu bir barbunya pilaki olacak hali yok ya! Sorular ardı arkasına sökün eder:
-
Efendim, ocağın altı kısık değil miydi, kim açtı?
-
Ocağa o yemeği, o sütü baştan kim koydu?
-
Bize niye haber vermediniz?
-
Bunca yemeği kiminle yiyecektiniz?
-
Bir kase yemek, bir bardak süt için bu çuvalla, kepçeyle, bidonla neyin aç gözlülüğü?
Cevaplar hazır gibidir ama bir o kadar da garip: "Çocuklar gelecekti, eş dost yiyecektik. Haber versek kazanı kaldırırlar, tencereyi devirirler dedik. Yoksa bizde kötü niyet ne arar?"
Mutfaktaki Sarı Kedi ve Günah Keçileri
Malum, zamanın modası bu; mutfakta bir kriz mi çıktı, bir suçlu mu lazımdı? Hemen hep bir ağızdan yüksek sesle bağırılır: "Mutfakta biri mi var?" Biraz daha yüksek sesle... "Kedi, kedi!"
Hemen bir sarı kedi bulunur. Zaten kedinin süte meyli vardır, ocağa dalmışlığı, tencereye dadanmışlığı vardır; adı çıkmasa bile vukuatı boldur. Sarı kedinin olmasa bile adı çıkmıştır bir kere. “Kedi işte, hem de sarı! Ahada bu, suçlu budur!” diye parmakla gösteriverirler. E, maymunu nereden bulacaksın? Ona ip lazım, cambaz lazım; kedi en kolayıdır.
İşin en acı kısmı da şu: Asıl tatsızlık, ortada onca kıyamet koparken, bari ucundan bir ekmek banabilseydik ya da olmadı, bir çay kaşığıyla ucundan tadına baksaydık! Nerdeee... Evde bunca insan var, elbet soracaklar: “Ne oldu, ne yandı burada?”
Oysa biz ne hayaller kurmuştuk. Düğün dernek kuruyorduk, davetiyeler basıldı basılacaktı. Çoktan “al takke ver külah” işini de pişkince kıvırmıştık. Hem de ortada iki düğün birden vardı: Birine ev kuruyorduk, birine parti hazırlıyorduk; eğlenceli olacaktı. Her şey ama her şey hazırdı oysa...
Yandık ama doyamadık; dumanı tüttü ama sefasını sürmek yine bize yaramadı.
GALATASARAY
AMED SPORTİF FAALİYETLER
TRABZONSPOR
KASIMPAŞA
BEŞİKTAŞ
KOCAELİSPOR
İSTANBUL BAŞAKŞEHİR FK
FENERBAHÇE
ARCA ÇORUM FK
GÖZTEPE
ÇAYKUR RİZESPOR
ERZURUMSPOR FK
CORENDON ALANYASPOR
GENÇLERBİRLİĞİ
TÜMOSAN KONYASPOR
GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ
SAMSUNSPOR
EYÜPSPOR











Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir