Ümit Özdağ, Eğitim-İş Sendikasını ziyaret etti

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Eğitim-İş Sendikası Genel Başkanı Kadem Özbay'ı ziyaret etti.

Ümit Özdağ, Eğitim-İş Sendikasını ziyaret etti

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Eğitim-İş Sendikası Genel Başkanı Kadem Özbay'ı ziyaret etti.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Birleşik Kamu-İş Konfederasyonuna başlı Eğitim-İş Sendikası Genel Başkanı Kadem Özbay'ı ziyaret etti. Yaklaşık bir saat süren görüşmenin ardından Ümit Özdağ ve Kadem Özbay, açıklama yaptı.

Özbay, Özdağ ve heyetine teşekkür ederek, şunları kaydetti:

"Eğitim-İş olarak hep şunu söyledik; bugün Cumhuriyetten ve emekten yana Türkiye'nin en büyük Eğitim-İş. 155 bin üyesi Türkiye'nin her yerinde örgütlü. Eğitim emekçilerinin mücadelesini yürüttüğü kadar aslında bu ülkedeki her bir çocuğun eğitim hakkını, Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk'ün bize işareti ettiği üzere 'fikri hür, irfanı, vicdanı nesilleri' yetiştirmek için, yurttaşlar yetiştirmek için büyük bir mücadele yürütüyor. Ve Cumhuriyetin temeli olan eğitimin de bu siyasal iktidar döneminde ne kadar sarsıldığını, hatta bu yaşananları bir hata, bir yanlışla ifade etmenin iktidara bile haksızlık olacağını. Çünkü hata istenmeden yapılır, yanlış, doğruyu yapmak isterken yapılan bir şeydir. Ama iktidarın tercihleri bugün eğitimi tamamen piyasanın ihtiyaçlarına ve tarikat-cemaat kuşatmasına açmış. Artık okulların gelecek vadetmediği bir tabloyu maalesef yaratmış. Hatta bugün okulda, kürsüsünde öğretmenin öldürüldüğü bir ülkeyi yaşatmıştır. O nedenle diyoruz ki bunlar Türkiye'de aslında eğitime yönelik yapılması gerekenlerin yapılabilirliğinden değil, siyasal iktidarın politik tercihlerinden kaynaklanmaktadır. Okul da toplumun aynasıdır. Bu aynayı görmek lazım. Çünkü okul çocukların, yurttaşların devletle sosyal eşitlik ve güven duygusunu kurduğu ilk yerdir. Bu yerde maalesef eşitsizlik derinleşmiş durumda. Eğitimin emekçisi öğretmenlerimizi itibarsızlaştırmış durumda. Öğrencilerimizi artık okulda aidiyeti ve gelecek umudu yok edilmiş. Sayın Genel Başkan'la bunları paylaştık.

"EĞİTİME BAKIŞ ÜLKENİN YARINLARINA BAKIŞTIR"

Hep söylediğim bir söz var. Bir siyasi partinin hedefi nedir? İktidar olmaktır. Ülkeyi yönetmektir. İktidarın da bana göre en önemli göstergesi eğitime nasıl baktığıdır. Çünkü eğitime bakış açısı aslında ülkenin yarınlarına bakışıdır, geleceğe bakışıdır. Devlet haklarının göstergesi de eğitim ortamına bakışıdır. Bugün Milli Eğitim Bakanlığı ön ilgili bir yönetmelik yayınladı. En güncelden bahsedeyim, o zaman da çıktığında demiştim ki 'Bunların dertleri başta kadın öğretmenler olmak üzere kıyafetleriyle ilgili' demiştim. 'Öğretmen nasıl giyineceğini bilir, siz anayasada ne yazdığını bilin, eğitimin biliminin ne dediğini bilin, ne söylediğinizi, ne yaptığınızı ve her söyleminizle öğretmeni nasıl itibarsızlaştırdığınızı bir görün' demiştim. Bugün öğretmenin Önlük Genelgesi'nde, Sayın Başkanım, yakasındaki cebin boyutuna kadar ölçmüş. Boyunu mümkün olduğu kadar neredeyse topuklarına kadar getirmiş... Ya bunu dert edeceğine, 45-50 kişilik sınıftaki çocuğun alanını bir dert edin. Öğretmenin yoksulluğunu bir dert edin. İkili eğitimi bir dert edin. Eğitim ortamındaki temel ihtiyaçları bir dert edin. Bugün 10 binlerce öğretmen mazeret tayinini gerçekleştirememiş ailelerinden binlerce kilometre ayrı. Öğretmenin sesini duymayan, itibarını yerle bir eden bir anlayış. O nedenle okula sahip çıkmak, öğretime sahip çıkmak, topluma sahip çıkmaktır."

"AF YASASINA BİNLERCE ÖĞRETMENİN BÜYÜK BİR ÖFKE VE KIZGINLIK İÇERİSİNDE OLDUĞUNU BİLİYORUM"

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ise şunları kaydetti:

"Ankara'da sendikaları ve sivil toplum örgütlerini ziyaret ediyoruz. Sabah Türkiye Barolar Birliği'ne gerçekleştirdiğimiz ziyaretten sonra, şimdiye kadar Anadolu'da birçok şubesini ziyaret ettiğimiz Eğitim İş Genel Merkezi'ne bir ziyaret gerçekleştiriyoruz. Önümüzdeki günlerde Zafer Partisi'nin ‘Eğitimde Zafer’ adlı programını açıklamamızın öncesinde bu ziyareti gerçekleştirmiş olmaktan da ayrıca mutluluk duyuyorum. Yeni eğitim yılının başlamasının arifesindeyiz. Buradan tekrar bütün öğretmenlere iki temel konuda çağrıda bulunmak istiyorum. Öncelikle hem sevgili öğretmenlere hem de sevgili öğrencilere bu eğitim yılında başarılar dilerken, Milli Eğitim Bakanlığı'nın okullara yolladığı bir tebliğ ile PKK affı ile ilgili çıkan yasanın öğretmenler tarafından öğrencilere propagandasının yapılması istenmiş. Bu tebliğ okul müdürleri tarafından muhakkak öğretmenlere okunacaktır. Sevgili öğretmenler, bu gerçekleştiği zaman itirazınızı dile getirin ve şerh düşün imzanızı atarken bu propaganda sürecinin parçası hâline Türk eğitim sistemi getirilmemelidir. Okullarda gazilerin yakınları ve çocukları okuyor, şehit yakınları ve çocukları okuyor. Siz bir terör örgütüne af yasasının adına ne derseniz deyin, onu ne milli yapar ne de toplumsal dayanışma yasası yapar; bir PKK affı yasası. Ben zaten yüz binlerce öğretmenin büyük bir öfke ve kızgınlık içerisinde olduğunu bu konuda tahmin ediyorum ve bu itirazlarını da dile getirmelerini rica ediyorum.

"MİLLİ MÜCADELE, İSTİKLAL HARBİMİZİN, KURTULUŞ SAVAŞIMIZIN PARÇASIDIR"

İkinci rica ettiğim husus, gayri milli eğitimsizlik Bakanı Diye nitelendirdiğim zat, İstiklal Harbi ve Kurtuluş Savaşı kavramlarını müfredattan çıkarmayı hedefliyor. Şu ana kadar yapılan düzenlemelerde görüyoruz ki Vahdettin de İngiliz zırhlısıyla Kaç mıyor, Malta'ya herhalde turistik ziyarete gidiyor. Çocuklarınıza, öğrencilerinize İstiklal Harbi'ni öğretmeye devam edin. Kurtuluş Savaşı kavramını öğretmeye devam edin. Milli Mücadele, İstiklal Harbimizin, Kurtuluş Savaşımızın parçasıdır. Tabii ki Milli Mücadele kavramı da büyük bir önem taşımaktadır. Ancak Kurtuluş Savaşı'ndaki kurtuluşun Osmanlı'dan kurtulmak olduğunu düşünen, buna inanan sözde Eğitim Bakanı'nın bu politikasının çocuklarımızın zihinlerine zarar vermesine lütfen izin vermeyin. Sayın Başkan, sizi ve arkadaşlarınızı ziyaret etmekten dolayı da gerçekten mutluyuz. Çalışmalarınızın Anadolu'da sonuçlarını ve milli, üniter, laik, Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet hedefini eğitimde nasıl gerçekleştirmeyi hedeflediğini mutlulukla şimdiye kadar gördük. Bu ziyaretimiz sırasında da tekrar bu tespitimizi teyit etme imkânı bulduk. Size ve mesai arkadaşlarınıza ama tabii bütün öğretmen camiasına içten sevgi ve saygılarımı ve başarı dileklerimi iletiyorum.

"BEN DE BİR ÖĞRETMENİM"

Aslında ben de sizden çok uzak değilim; ben de bir öğretmenim. Aynı meslekten geliyoruz. Bana hep sorarlar, üniversite öğretmenliği ile ilkokul, ortaokul, lise öğretmenliği arasındaki fark nedir diye. Tabii en temel fark, sizlerin bir müfredata bağlı olarak eğitimi yapmanız; üniversitede ise üniversite öğretmenlerinin, yani diğer ifadeyle hocaların, dersin adı dışında içeriğiyle ilgili tamamen bağımsız olması, bağımsız bir müfredat yapması. Hatta çok iyi hatırlıyorum, asistanlığımın ilk yıllarında, şimdi rahmetli oldu, Erkan hocamız siyaset bilimi dersinde saz çalmış. Sene 88-89. Öğrencilerden birisi de dekana gitmiş. Ben de dekanın yanındaydım ve şikâyette bulundu: 'Efendim, Erkan Hoca derste saz çaldı.' Dekan Bey tabii deneyimli bir hoca, mükemmel bir cevap verdi. Dedi ki: 'Erkan Hoca saz çaldıysa o dersin bir parçasıdır. Gelecek derste size neden saz çaldığını izah eder.' Hakikaten de öyle olmuş. Ama neticede malzeme insan ve bilginin aktarılması farklı gibi görünse de özünde aynı şeyi yapıyoruz. Ben de sizin mesleğinizin bir parçasıyım, o anlamda.

"BİR HANGİ BİR PARTİNİN PROPAGANDASI DEĞİLİZ"

Biz herhangi bir iktidarın ya da siyasi partinin propagandası değiliz. Biz cumhuriyetin öğretmenleriyiz. Cumhuriyet zaten bu ülkedeki eşitliğin, özgürlüğün, kadın-erkek eşitliğinin temelidir. Bizim onun için dersimiz Cumhuriyet olmaya, dersimiz Atatürk olmaya, dersimiz karma eğitimi laiklik olmaya devam edecek. Bu konuda sözü bir kez daha kayda geçirelim."


BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ