ABD-İran satrancı: Savaş biter mi? - Musa Özuğurlu

İki taraf da savaşın bitmesini istiyor. Çünkü görece dünyanın en güçlü ekonomisine sahip ABD’nin de, İran’ın da diğer alıcı ülkelerin de ekonomik yük nedeniyle zorlandığı bir süreç yaşıyoruz.

ABD-İran satrancı: Savaş biter mi? - Musa Özuğurlu
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırı ları yedinci ayını doldurdu. Saldırılar hedefine ulaşabilmiş değil. İran’da rejim değişmedi, tam tersi birçok tepe ismini kaybetmesine rağmen İran yönetimi eskisine göre daha güçlü bir şekilde devam ediyor. Üstelik İran bütün dünyaya hiç de kolay ele geçirilecek bir ülke olmadığını gösterdi. İstediği her ülkeye saldırıp istediği her sonucu alabilen ABD imajı ise terle bir oldu.
Dünya Enerji piyasalarının olumsuz yönde etkilenmesi ve bunun hem satıcılara hem de alıcılara getirdiği maliyet de cabası.
Temel olarak şu söylenebilir: İki taraf da Savaşı n bitmesini istiyor. Çünkü görece dünyanın en güçlü ekonomisine sahip ABD’nin de, İran’ın da diğer alıcı ülkelerin de ekonomik yük nedeniyle zorlandığı bir süreç yaşıyoruz.
ABD ile İran arasında ateşkesin sağlanması, savaşın sona ermesi ve sadece ikilinin değil herkesin nefes alması için arabulucular vasıtası ile bugüne kadar çok Sayıda görüşme gerçekleşti. 
Ancak savaşın sonra ermesi için bir mutabakata varılmamadı.
Peki ikili ne istiyor?
Savaşın temel sebebi İran’ın Batı’nın politikalarına karşı olması. Ancak somut / görünen sebeplere baktığımız zaman İran ile ABD ve birlikte hareket ettiği İsrail arasında savaşın ve ateşkese varılamamasının nedeni olarak görülebilecek temel mesele İran’ın nükleer çalışmaları. Diğer yandan savaşın sebep olduğu Hürmüz krizi pazarlık masasının en önemli başlıklarından birini oluşturuyor.
ABD savaşın sona ermesi için İran’ın nükleer çalışmalarına son vermesini ve Hürmüz Boğazı’nın koşulsuz şekilde açılmasını istiyor.
Bu şartlara karşılık İran ise yaptırımlar sürecinde dondurulan varlıklarının serbest bırakılmasını, savaşın yol açtığı zararların ödenmesini ve ABD’nin Ortadoğu’daki varlığına en azından İran’ın yakın çevresinde son vermesini istiyor. Nükleer çalışmalarla ilgili UAEK ile işbirliğine hazır olduğunu, nükleer silah peşinde olmadığını savunuyor ve bu konunun ancak diğer şartlar yerine getirildikten sonra görüşme konusu yapılabileceğini belirtiyor.
Trump’ın süreç içindeki açıklamalarının her zaman çelişkili olduğu ortada. Barış masasında görüşmelerin olumlu gittiği açıklamalarından sonra İran’a saldırıların yapıldığına şahit olduk. Ya da Trump “İran’ın askeri kapasitesinin imha edildiği” veya “en büyük saldırının henüz yapılmadığı” söylemlerini kullandıktan sonra İran’ın etkili saldırılar yapabildiğini gördük.
Aynı çelişkiler BM Genel Kurul toplantılrında da sergilendi. Trump konuşmasında “İran’ı yeryüzünden silmek” ile tehdit etti, ancak savaşı ara seçimlerden önce bitirmek istediğini de belirtti.
İKİLİ ARASINDA GÖRÜŞMELER HEM VAR HEM YOK
Son günlerde ABD’nin daha önce hiç görülmemiş ağırlıkta saldırı yapabileceği senaryoları dillendirilirken ve herkes “savaş Yeniden şiddetlenecek” beklentisine girmişken iki ülkenin heyetlerinin New York’ta dolaylı trafiği gerçekleşti.  ABD Başkanı Trump bu görüşmelerden önce “İran’ın son teklifini kabul etmediğini” açıklamıştı.
Görüşmeler bu kez Katar’ın girişimi ve arabuluculuğunda yapılıyor. Görüşmelerin yeniden devam edeceği belirtildi ancak iki taraf da hem yapıldığı söylenen hem de yapılması beklenen görüşmeler konusunda net açıklama yapmış değil.
İki tarafın da yukarıda çerçevelendirmeye çalıştığımız şartları konusunda ısrarcı olduğu belirtiliyor.
Zaman her iki taraf için de azalıyor. Eğer bu görüşmelerden de sonuç çıkmazsa savaş yeniden şiddetlenecek ve bu kez farklı senaryoları da beraberinde getirecek gibi görünüyor.
Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkeleri savaşın devam etmesinin aleyhlerine olduğunun farkındalar ve aslında savaşın bitmesini arzu ediyorlar. Ancak İran’ın özellikle Hürmüz gemi trafiğini kontrol etme isteği gelecekteki ticaret akışları açısından kaygı uyandırıyor.
Bu nedenle “temiz” bir beklenti içindeler. Bu “temiz beklenti” savaşın sona ermesi veya İran yönetiminin devrilmesi olabilir. 
İran ise bu konularda taviz vermeyeceğini ve savaşın devam etmesi durumunda hiç kimsenin güvende olmayacağını ısrarla belirtiyor.
Bu durum, bir taraf önemli tavizler vermezse gelecekle ilgili olumsuz senaryoların güçlenmesine neden oluyor.

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ