Ana içeriğe geç

Murat Emir: “Fatma Betül Sayan Kaya’nın ifadeye çağrılması göz boyama operasyonudur”

YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, fon soruşturması kapsamında eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın ifade vermek üzere...

SON DAKİKA
Murat Emir: “Fatma Betül Sayan Kaya’nın ifadeye çağrılması göz boyama operasyonudur”

YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, fon soruşturması kapsamında eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın ifade vermek üzere ikinci kez çağrılmasına ilişkin, “O bakan çocuklarına, eski milletvekillerine, parti sözcülerinin yakınındaki şu anda kaçtığı söylenen ama ortaya çıkmayan kişiye dokunulmayacaksa bu bir karartma operasyonudur, göz boyama operasyonudur” dedi.
YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Toplantıya eski Başbakan Bülent Ecevit’i anarak başlayan Emir’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Dün görüşülmesine başlanan Mekke Anlaşması, Türkiye Cumhuriyeti devletini, askeri varlığını, ordusunu, Mehmetçiği Yemen çöllerinde, Suudi Arabistan'ın petrol kuyularını korusun diye, Netanyahu'nun çıkarlarını korusun, İran'a saldırdığında Husilerle uğraşmak zorunda kalmasın diye ve aynı zamanda Trump'ın politikaları gereğince hem oradaki yük paylaşımını üstlensin hem de Kızıldeniz'deki petrol ve diğer ticari güvenliği rahatlatsın diye Türk askerini göndermeye çalışan Amerika'ya karşı, İsrail politikalarına karşı ezik bir dış politikaya tanık olduğumuz şu günlerde Bülent Ecevit'i bir kez daha anmamak mümkün değil.

"FON VURGUNU İKİNCİ AYINA GİRMEK ÜZERE, HALA BİR ŞEY YAPAMADILAR”

Fon vurgunu ikinci ayına girmek üzere. Hala hiçbir şey yapmadılar. Hala gerçekte hiçbir adım atmadılar. Hala ‘bir suç örgütü’ diyebilmiş olmalarına rağmen 50 günden sonra, örgütün başı kim, örgütün kurucusu kim, örgütün organları neler, bu örgüt ne kadar para soymuş, bu paralar nerede, bu paralar soyulurken kimler seyretmiş, kimler içindeymiş ve bunların arkasındaki siyasi güç kim; bunların üzerine gidebilmiş değiller. Bizim ısrarımızla ve takibimizle ortaya koyduğumuz Fatma Betül Sayan Kaya'nın ve eşinin, eski bakanlarının 163 milyonunu dört ayda 2,2 milyar lira yapabilmiş olmasının dahi üzerine gidememişlerdi. En fazla arka kapıdan alıp bir kahve içip göndermişlerdi. Asıl para 163 milyon lira, bu parayı dahi nasıl bulduğu tartışmalı. Bunun dahi hesabını verebilmiş değil. Bunun üstüne 147 milyon lira da faiz hesaplanıyor. 310 milyon lirayı kendisinde tutuyor. Kalanını tövbe hesabına yatırdığı söyleniyor.
FATMA BETÜL SAYAN KAYA’NIN İFADEYE ÇAĞRILMASI

Tepkiler üzerine bir şeyler yapıyormuş gibi görünmek için bu kez ön kapıdan, kameraların da göreceği şekilde, yani bir mesaj da verir nitelikte, Fatma Betül Sayan Kaya ve eşinin ifadesini alıyorlar. Elbette ki biz herkesin, kime ucu dokunuyorsa ona kadar gidilmesi, gerekli işlemlerin yapılması, etkili soruşturmaların yapılması ve suçluların mutlaka ortaya çıkarılmasını bekliyoruz, talep ediyoruz. Yapılması gereken budur. Ama bugüne kadar Fatma Betül Sayan Kaya için de ve bugüne kadar dokunulmayan Hayati Yazıcı'nın oğlu, aynı şekilde Türkiye Yüzyılı'nın mimarı dedikleri eski milletvekilleri, yine 20 milyar lirayla kaçtığı iddia edilen ama gerçeğin ne olduğunu bilmediğimiz ama unutturulmaya çalışılan kişi ve onun yakın ilişkide olduğu Ömer Çelik. Bunlarla ilgili herhangi bir şey yapılmış değil.

"ALGI OPERASYONU”

Fatma Betül Sayan Kaya'nın ifadesi adeta soruşturmanın üstünü örtmek, bir şeyler yapıyormuş gibi görünmek ve bir algı ve iletişim kampanyası kapsamında onların ifadesi alınmak durumunda kalınmış gibi görünmektedir. Gerçekten soruşturacaksanız soruşturun. Gerçekten insanların ifadesini alacaksanız alın. Üstlerine gidecekseniz gidin. Bu sizin göreviniz. Ama bunu sadece bir kişi için ve göstermelik olarak yapmanızı kabul etmiyoruz. Siz gerektiğinde ‘örgütlü suç’ kulbu takarak kamu görevlilerini, belediye başkanlarını, çalışanları sabahın bir vaktinde kapılarını kırarak, peşinen suçlayarak, ilgili dosyadaki tüm ifadeleri, tüm iftiraları gerçekmiş gibi yandaş medyanızda satır satır yayınlayarak, görüntüler çekerek, hatta sabahın bir vaktinde hanımefendilerin sabah kıyafetlerini dahi televizyonlarda yayınlayacak kadar terbiyesizleşerek, ahlaksızlaşarak bu işlemleri yapanların bugün Fatma Betül Sayan Kaya üzerinden sanki soruşturma yapıyorlarmış gibi bir algı operasyonuna girmelerini kabul etmiyoruz.

"GÖZ BOYAMA OPERASYONUDUR”

Kimsenin kapısı kırılmasın, kimse şafak vakti gözaltına alınmasın ama etkili soruşturma yapılsın. Eğer burada, ‘suç örgütü var’ diyorsanız, ‘bu suç örgütle işlenmiş’ diyorsanız, bu örgüt nereye kadar gidiyorsa kökünden tepesine kadar kim varsa peşinden gidecekseniz eğer, o halde mutlaka HTS kayıtlarına bakmalısınız, mutlaka telefon kayıtlarına bakmalısınız, mutlaka bilgisayarlarına bakmalısınız. Fatma Betül Sayan Kaya'ya şu soru sorulmuş mudur: ‘Sen aldığın hisse senedinin dört ay içerisinde 80 kat artacağını, tam artacağı anda alma ve tam düşeceği anda satma kararını kendi başına nasıl alabildin?’ Şu ana kadar eski bakan yardımcısı, ‘Biz böyle bir yatırımcıydık, içimize doğdu, böyle yaptık, hiç kimseden bilgi almadık’ diyor. Ama bunun maddi gerçekliğinin ortaya konması için bu kişinin telefonuna HTS kayıtlarına, aramalarına, buluşmalarına, bilgisayarlarına el konması, dijitallerinin alınması gerekir. Eğer bunlar gerçekten yapılırsa o bakan çocuklarına, eski milletvekillerine, parti sözcülerinin yakınındaki şu anda kaçtığı söylenen ama ortaya çıkmayan kişiye dokunulmayacaksa bu bir karartma operasyonudur, göz boyama operasyonudur.
GAZETECİLERE HAPİS İSTEMİNE TEPKİ

Karartma sadece -mış gibi yapmakla, etkisiz soruşturmalar yapmakla, üstünü örtmeye çalışmakla olmuyor. Aynı zamanda haber yapan gazetecileri tutukluyorlar, ev hapsine atıyorlar ve yıllarca sürecek mahkemeler ve 50 yılı aşkın toplamda mahkumiyet talepleriyle yargılıyorlar. Şok olursunuz. Asrın vurgununu vuran kişiler, neredeyse üç-beş yılla kurtulacaklar yargılansalar dahi. Kaldı ki şu ana kadar çok azı yargılanıyor. Ama dört gazeteciye toplam 59 yıl ceza istemişler. Suçları ne bunların? Fon vurgununu konuşmak. Bu ülkede çalmak, çırpmak, soygun yapmak suç değil ama birilerinin çaldığını, birilerinin soyduğunu söylemek suç. Hem de ağır bir suç. Şaban Sevinç'e 18 yıl, Mustafa Balcı'ya 10 yıl istiyorlar. Suçları ne? Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma ve özellikle Şaban Sevinç'e de ‘Zincirleme suç işledin’ diyorlar. İsmail Saymaz ve Murat Ağırel de programlarında bu konuyu konuşuyorlar. Ömer Bolat ile ilgili iddialar var ve Ömer Bolat'ın fon aldığına dönük iddiaları programlarında konuşuyorlar. ‘Sen misin bunu söyleyen?’ Ve sonuçta ikisi de ev hapsine çarptırıldı ve şu anda 14'er yılla yargılanıyorlar. Bu acizliktir, bu çaresizliktir. Bu çözemedikleri sorunun üstünü örtme girişimidir. Söndüremedikleri yangının 'acaba dumanını örtebilir miyiz' çabasıdır. Bunlar itfaiyeci olsalar demek ki yangını söndürmeye çalışmayacaklar, duman çıkmasın diye uğraşacaklar. Oysa ateş var, duman da çıkıyor. Gazetecilerin görevi de o dumanı söylemek, iddiaları ortaya koymak. Kaldı ki bu bakanın özellikle daha önce Tera fonun ve ilgili şirketlere Turquality kapsamında destekler verdiğini, krediler verdiğini de biliyoruz. O işlemlerin de mutlaka araştırılması lazım.
"241 KİŞİYİ SIR GİBİ SAKLIYORLAR"

Bunlar bu soygunu yapan 241 kişiyi sır gibi saklıyorlar. Niye sakladıklarını biliyoruz. İçerisinde bakanlar, bakan yardımcıları, eski bakanlar, milletvekilleri, bürokratlar var. Kimisi kendisi var, kimisinin taşeronu var. Ve bizim bulabildiğimiz isimleri de kimse konuşamasın, kimse duymasın, kimse bilmesin diye saklama çabasındalar. Bir suç örgütü var. Bu örgüt tabii ki BDDK ekranlarında, SPK ekranlarında belirli işlemler yapıyorlar ama bu örgütün aslında ulaşılması gereken kara kaplı defteri. Gerçek işlemler, gerçekte kimlere ait? Savcılığın etkili bir soruşturma yapması için, kamuoyunu tatmin edici bir sonuca varması için o kara kaplı defterdeki o 241 kişiden hangileriyse artık o isimlerin olması, o isimlerin hangi paravan kişileri kullandığının ortaya konması, o paravan kişilerin Londra'daki, İsviçre'deki, Seyşeller Adaları'ndaki o paravan hesaplarının açıklanması ve bunların cezalandırılması gerekir. Bunlar yapılmadan yapılacak işlerin hiçbirinin inandırıcılığı yoktur.
"TAKAS BANK'TA OLMASI GEREKEN 36 MİLYARA NE OLDU"

Takas Bank'ta Tera yatırımcılarının, yani küçük yatırımcının 36 milyar lira alacağı görünüyor. Bu 36 milyar nerede? Takas Bank'ta olması gereken 36 milyar lirayı bir şekilde çıkartmışlar. Oysa burada 169 bin küçük yatırımcının yatırımı var ve toplamda bu kişilere ‘Birer milyon lira ödeyeceğiz’ dediler. En yüksek alan 250 bin lira alabildi. Bu 169 bin yatırımcı adına soruyoruz, Takas Bank'ta olması gereken 36 milyara ne oldu? İşsizlik fonu var. Önce Çalışma Bakanı Vedat Işıkhan, işsizlik fonunun sadece Halkbank'ta ve Takas Bank'ta bulundurulduğunu söyledi. Takas Bank'ın finansmanında kullanılmadığını söyledi. Ama sonrasında ağzından kaçırdı ki 1,9 milyar lirayı Takas Bank'ta bırakmışlar. İşsizlik fonunu Takas Bank'a koymuşlar. Oradaki 1,9 milyon da kayıp. Bütün bu paralar aslında birileri o vurdukları, şişirdikleri, manipülasyonla yükselttikleri hisse senetlerini alıp kaçabilsinler diye kullanmışlar. Ve sonuçta büyük bir vurgun var ve bu vurgun da kamu kaynakları kullanılarak karşılanmış. Paraları çıkabilmek için Takas Bank'ın varlığına çökmüşler. Yetmemiş, Türkiye Sigorta'nın gelip o hisselerden almasını sağlamışlar.
"ÜSTLERİNİ ÖRTECEKSENİZ BU FON KRİZİNİN ALTINDA EZİLMEYE DEVAM EDECEKSİNİZ"

Türkiye Sigorta'nın Tera fona karşılıksız olarak hiçbir teminat almadan 12,7 milyar lira verdiğini öğreniyoruz. Ve bu işlemin normalde zaten olacak iş değil, zaten hırsızlığın kendisi ama şeklen dahi olsa yatırım komitesi tarafından yapılması lazım. Ama ifadelere göre buradaki işlemin bir tane sorumlusu var, o da Taha Çakmak. O Taha Çakmak ki tam bir siyasi iktidarın altın çocuğu. Daha önce BDDK'da çalışmış, BDDK başkanı yardımcısı olmuş, o sırada Tera Yatırım Bankası'nın kurulmasına katkı vermiş, Merkez Bankası başkan yardımcısı olur olmaz BDDK'daki kendi hazırladığı dosyanın devamı olarak Tera Yatırım Bankası, yatırım bankası olma hakkı kazanmış. Ve dönmüş 12,7 milyar liralık Türkiye Sigorta'nın kaynağını da Tera fon o şişmiş hisselerini rahatça satabilsin de, cebine koyabilsin de, kaçırabilsin diye peşkeş çekmiş. Peki bu Taha Çakmak'ın arkasında kimler var? Arkasındaki bürokratik ve siyasi destek kimler? İşte onları da savcılığa çağırıp iletişimlerini, ifadelerini, para hareketlerini, taşeronlarını ortaya koyacaksınız soruşturma yapıyorsunuz demektir. Ama bunları bir kenara bırakıp oralara hiç dokunmayıp üstlerini örtecekseniz, bugüne kadar yaptığınız gibi devam edecekseniz bu fon krizinin altında ezim ezim ezilmeye devam edeceksiniz demektir."
“ALİ MAHİR BEY GÖREVİNİN BAŞINDA”

Emir, açıklamasının ardından, YENİ Parti Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır'ın görevinden ayrıldığı yönündeki iddialara ilişkin soruya “Kendisi çok açık bir ifadede bulundu. Oradaki haberin hiçbir kelimesi doğru değil. Ali Mahir Bey benim hem arkadaşım hem de mevkidaşım. Görevinin başında, büyük bir azim ve kararlılıkla partimizi iktidar yapmak için mücadele etmeye devam ediyoruz" yanıtını verdi.


Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın
Puan Durumu
Trendyol Süper Lig
#TakımOP
1 GALATASARAY 10 25
2 AMED SPORTİF FAALİYETLER 10 23
3 TRABZONSPOR 10 22
4 BEŞİKTAŞ 10 19
5 KASIMPAŞA 10 17
6 FENERBAHÇE 10 16
7 ARCA ÇORUM FK 10 16
8 KOCAELİSPOR 10 16
9 GÖZTEPE 10 15
10 İSTANBUL BAŞAKŞEHİR FK 10 14
11 ERZURUMSPOR FK 10 14
12 CORENDON ALANYASPOR 10 12
13 ÇAYKUR RİZESPOR 10 11
14 GENÇLERBİRLİĞİ 10 11
15 TÜMOSAN KONYASPOR 10 8
16 GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ 10 8
17 SAMSUNSPOR 10 4
18 EYÜPSPOR 10 3
05.11.2026 13:07
Daha fazla yükle