YENİ Parti heyeti Mersin'de: Mersin'in iradesine sahip çıkıyoruz

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in görevlendirdiği altı kişilik heyet, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ile Mezitli ve Yenişehir belediye...

YENİ Parti heyeti Mersin'de: Mersin'in iradesine sahip çıkıyoruz

Haber: İleyda ÖZMEN - Kamera: Dursun ALKAYA

(MERSİN) - YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel 'in görevlendirdiği altı kişilik heyet, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ile Mezitli ve Yenişehir belediye başkanlarının Gözaltına alınmasının ardından Mersin'e gitti. YENİ Parti Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, "Biz Mersin'imizin iradesine sahip çıkıyoruz. Bu bir demokrasi mücadelesi. Yarın da buradayız, ertesi gün de buradayız. Demokrasinin yanında olmaya devam edeceğiz" dedi.

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in görevlendirdiği, Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır başkanlığındaki heyet, Mersin İl Başkanlığında açıklama yaptı. Heyette Ali Mahir Başarır, Talat Dinçer, Burhanettin Bulut, Orhan Sümer, Ayhan Barut ve Servet Mullaoğlu yer aldı.

ALİ MAHİR BAŞARIR: "DEMOKRASİNİN YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ"

Başarır, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer ve Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit’in gözaltına alınmasının ardından emniyet ve belediyede temaslarda bulunduklarını söyledi. Başarır, şöyle konuştu:

"Biz Mersin'imizin iradesine sahip çıkıyoruz. Bugün Büyükşehir Belediye Başkanı, Mezitli Belediye Başkanı, Yenişehir Belediye Başkanı gözaltında. Haber alır almaz buraya geldik. İl başkanı mız Sayın Cengiz Gökçel, Adana Milletvekilimiz Sayın Burhanettin Bulut, Sayın Ayhan Barut, Orhan Sümer, Hatay Milletvekili Servet Mullaoğlu ve tabii ki Mersin Milletvekilimiz, yol arkadaşımız Talat Dinçer... Olayın takipçisi olduk. Emniyete gittik, belediyeye gittik. Dediğim gibi bu bir demokrasi mücadelesi. Hiçbir seçilmişe bu muamelenin yapılmamasını istiyoruz. Bir kez daha söylüyorum. Ben ceza avukatı olarak tutuksuz yargı lamanın asıl olduğunu her zaman söyledim. Kimse tutuklanmasın. Önce deliller toplansın. Ondan sonra gerçekten bir suç varsa ceza verilsin. Ama çok somut deliller olmasına rağmen birileri tutuklanmıyorsa, sabah 6'da kapısı çalınmıyorsa; Mersin'de yüzde 60 oy almış Sayın Vahap Seçer'in, yüzde 70 oy almış Ahmet Serkan Tuncer'in, yüzde 75 oy almış Abdullah Özyiğit'in kapıları çalınıyorsa bu olmaz. Bugün Mersin halkı gerçekten tedirgin, mutsuz ve kızgın. Bu kötülüğü yapmayın diyorum. Yarın da buradayız, ertesi gün de buradayız. Demokrasinin yanında olmaya devam edeceğiz."

CENGİZ GÖKÇEL: "BİLEREK ALGIYI BAŞKA TARAFLARA ÇEKMEYE ÇALIŞIYORLAR"

YENİ Parti Mersin İl Başkanı Cengiz Gökçel de gözaltıları "ülke demokrasisine yapılan bir darbe " olarak nitelendirdi. Gökçel, şunları söyledi:

"Demokrasinin temel kurallarından biri Seçim . Seçimle Mersin'de belediye başkanı olmuş arkadaşlarımıza bugün sabah saatlerinde yapılan operasyonu kabul etmiyoruz. Bunun ülke demokrasisine yapılan bir darbe olduğunu düşünüyoruz. Biz hiçbir zaman seçilmiş insanlara yargı darbesiyle bu şekilde kötü bir muamele yapılmasını, gözaltına alınarak bu insanların itibar suikastına uğramasını asla kabul etmiyoruz. Buradaki amaç şu: Tam da YENİ Parti'nin Türk demokrasisini savunacak politikalar üretmesi, Sayın Genel Başkanımız Özgür Özel'in türkiye 'de yapılan haksızlıklara karşı bir eylem biçimi ortaya koyması ve iktidarın artık yapılacak ilk seçimlerde bu kara düzenin değiştirileceğini görmesiyle beraber saldırı lar maalesef arttı.

Bu çifte standart bir uygulama. Özellikle yakın zamanda AKP'nin en üst kademesinde görev alan, bakanlık yapan ve Cumhurbaşkanı na en yakın isimlerden oluşan bazı kişilerin fon vurgunu, Borsa spekülasyonuyla bu halkın parası olan milyarlarca lirayı nasıl ceplerine indirdiğini gördük. Onlarda bir tutuklama yok, bir Yargılama yok. Birinin mallarına el konuldu diyor. Bir bakıyoruz daha sonra tedbiri kaldırıyorlar. Şimdi buradaki operasyona baktığımız zaman, mutlaka AKP'nin yaptığı yolsuzlukların daha fazla gündeme geleceğini bilerek algıyı başka taraflara çekmeye çalışıyorlar.

Ama ne yaparlarsa yapsınlar, ne kadar baskı uygularlarsa uygulasınlar, arkadaşlarımızı ve bizi yıldıramayacaklar. Mutlaka AKP'nin üyesi olan ve en üst düzeyde parti yöneticisi makamına gelmiş olan insanların yaptığı bu yolsuzlukları ifşa edeceğiz ve kamuoyunun önünde onların nasıl bir siyasi anlayışla bu ülkeyi yönettiklerini ortaya koyacağız. İlk yapılacak seçimlerde de bu iktidarı sandıkta halkımızla beraber değiştireceğiz. Belediye başkanlarına yapılan bu zulmü asla kabul etmiyoruz."

BURHANETTİN BULUT: "ORGANİZE BİR KÖTÜLÜKTÜR"

YENİ Parti Adana Milletvekili Burhanettin Bulut ise belediye başkanlarına yönelik operasyonları "ikili Hukuk " olarak değerlendirdi. Fon krizine ilişkin iddialarla belediye başkanlarına yönelik soruşturmaları karşılaştıran Bulut, şu değerlendirmede bulundu:

"YENİ Parti heyeti olarak sabahtan haber alır almaz geldik. Yine bir şafak vakti operasyonunu normalleştirdiler memlekette. Sabahın ilk ışıklarında belediye başkanlarını almayı, ikili hukuku normalleştirdiler. Artık kimse şaşırmıyor. Sabah bir belediye başkanı gözaltına Alındı ğında neredeyse gazetelerde ilk günden bile olmayacak bu kötülükleri normalleştirmeyi, sanki vatandaş görmüyormuş gibi düşünüyorlar. Aksine vatandaş, tümünün gözleri önünde yaşanan bu olayların farkında. Birisi savcılığa davet ediliyor. Öğlen saatinde ağzında sakızıyla cak cak cak yaparak gidiyor emniyete, savcılığa ifade veriyor ve aynı rahatlıkla çıktığında da basına demeç değil, sanki basına bir tehdit unsuru gibi konuşma yapabiliyor. Bu da bir hukuk. Ya da önceki bakan 2,2 Milyar TL'lik bir fon vurgunuyla zenginleşebiliyor. 2,2 milyar diyorum. Yani TL'deki kasıt milyon falan değil. Eski parayla değil, yeni parayla 2,2 milyar. 455 bin yurttaşımızın küçük birikimlerinden fon vurgunuyla alınabiliyor ve bu soruşturmaya bile tabi tutulmuyor.

Diğer yandan borsadaki vurgun 20 milyar TL'lik bir rakama dönüşmüş durumda. Baktığınızda bir tane siyasetçi bu işlerin içerisinde yok ya da sorgulanmıyor bile. Ama bir bakıyorsunuz, belediyeler, muhalif olan tüm kesimler bu soruşturmaya tabi oluyor. Burada, bu parti olarak buraya gelmemizin yegâne unsuru şudur: Bu mesele ne Vahap Seçer meselesidir ne Yeni parti meselesidir. Bu, Türkiye'de var olan hukuksuzluğun, var olan güvensizliğin, demokrasiye kastın bir görüntüsüdür. Ve yaşanan tüm Operasyonlar , hiçbir belediye ayrımı yapmadan söylüyorum, hepsi siyasidir. Bazı arkadaşlarımız, siyasette muhalif görünen, tırnak içerisinde muhalif görünen kişiler, daha önce ifade ettikleri noktada, 'İşte bu siyasi değil, burada başka bir şey dönüyor.' diyerek kişileri ayırdı. Kendi bulunduğu yere yakın olanlara ya da partisini terk etmeyenlere o sözleri söylerken bugün aksine bir laf söylemesi de ayrıca dikkat çekilecek bir durumdur. Burada yaşanan tamamen iktidarın burayı terk etmemek üzere kurguladığı bir kötülüktür. Organize bir kötülüktür. Muhalif hiçbir kesim bırakmamaktadır.

Arkadaşlarımız bugün gözaltındalar ama hiçbir arkadaşımızın bir suçu yok. Bunu peşinen söylüyoruz. Hiçbir aile, hiç kimse, aileye yakınlar, işte burada Mersin'de onlara oy verenler hiçbir şüphe duymasın. Böyle bir dönemdeyiz. Bu bir geçiş dönemi. Ama bu mücadele devam edecek. Sandığa kadar bu kötülükleri yapacakları görünüyor. Çünkü ikili hukukta bir tarafıyla milyar dolarlar vurgunla birileri zengin edilirken öbür tarafta 'Aman sussunlar, aman konuşmasınlar, aman muhalefet yapmasınlar.' Diye siyasileri susturma operasyonudur. Son örnekte Sosyal Medya ve haber kanalları engelleniyor. Bu da Türkiye'de var olan siyasetin bir görüntüsüdür. Ama yine söylüyorum, ilk seçimlerde tüm bu yaşananların karşılığını vatandaş sandıkta gösterecek. Bu yaşananlar da kimseye kalmaz. Çünkü Türkiye'de önceki dönemlerde Ergenekon'da, Balyoz'da nasıl hiç kimsenin yanına kalmadıysa bu dönemde zulmedenlerin de yanına kalmayacağını bilmelerini isterim."

ORHAN SÜMER: "KONUYU BAŞKA YERE ÇARPITMAYA ÇALIŞIYORLAR"

Adana Milletvekili Orhan Sümer de belediye başkanlarına destek verdiklerini belirterek, operasyonların iktidarın kendi gündemini değiştirme çabasının parçası olduğunu savundu.

Sümer, "Mevcut iktidarın artık bu güzel ülkemize vereceği hiçbir şey kalmadığı için her gün kendi yolsuzluklarını, kendi yaptığı yanlışlıkları örtbas etmek amacıyla başka bir Gündem yaratmaya çalıştığını düşünüyorum. Biz şunu çok iyi biliyoruz ki hem İstanbul Büyükşehir belediye başkanı mızın, diğer belediye başkanlarımızın, Adana Büyükşehir Belediye Başkanımızın, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanımızın bu topluma hizmetten başka verdikleri hiçbir şey yok. Biz onlara kefiliz ve onların arkasında halkımızla durmaya devam edeceğiz. Ama şunu herkes bilsin ki artık bu iktidarın bu ülkeye vereceği hiçbir şey kalmamıştır. Gittiklerinin farkındalar. Ne kadar uzatabilirsek diye toplumu yanıltıcı sözlerle konuyu başka yere çarpıtmaya çalışıyorlar. Ama artık halkımız bunun farkında. Sandık geldiği gün gerekli cevabı sandıkta da verecektir" diye konuştu.

SERVET MULLAOĞLU: "ORTA ÇAĞ'A DÖNMÜŞ DURUMDAYIZ"

Hatay Milletvekili Servet Mullaoğlu, Soruşturma yöntemine Tepki göstererek şunları söyledi:

"Sürekli Türkiye'nin hukuk devleti olduğunu söylüyor adalet Bakanı. Hukuk devletinde ve Anayasamıza göre sadece vatandaşlarımız yasaya uymak zorunda değil. Hükümetler de, idareler de bütün eylem ve işlemlerinde yasaya uymak zorundadır. Şu aşamada hükümet çok açık bir şekilde, sadece kendi iktidarlarını tahkim etmek için suç işliyor. Aynı Orta Çağ'a dönmüş durumdayız. Orta Çağ döneminde önce sanıktan delile gidiliyordu. Modern ceza hukuku bunu reddediyor. Çünkü somut delil olacak ki sanığı bulasınız. Burada ise tamamen önce sanık siyaseten hedefleniyor. Hedef kişi alınıyor, ondan sonra delil bulunmaya çalışılıyor. Bugün tutuklanan çoğu arkadaşımızla ilgili, yıllar geçmesine rağmen daha somut bir delil dahi sunulmadı. Ülkemizi Orta Çağ'a götürmek isteyen bu zihniyete teslim olmayacağız.

Artık Türkiye demokrasiden yana mı, otokrasiden yana mı; böyle bir yol ayrımına gelmiştir. Bugün Mersin'de yapılan, tam da hükümetin, tamamen hepsinin AKP'li olduğu bir organizasyonla 500 bin vatandaşımızın cebinden para çalındığı bir organizasyonun arifesinde bu olayların yaşanması, tamamen siyasi bir operasyondur. Türkiye bir çadır devleti değildir. Bugün kendilerini çok muktedir görenler bu milletten çok büyük bir tokat yiyeceklerdir. Hiç kimse bu milletten daha büyük değildir ve gerekli dersi ilk sandıkta alacaklardır. Milletimiz umutsuzluğa kapılmasın. Zalimin zulmü arttıkça gidişi de tez olur. Onun için inanıyorum ki milletimiz bunları görüyor ve ilk seçimde de gidecek bu zulüm. Bitecek bu zulüm, diyorum."

AYHAN BARUT: "BU CEBERRUT İKTİDARI SANDIĞA GÖMÜP HALKIN İKTİDARINI KURACAĞIZ"

Adana Milletvekili Ayhan Barut da belediye başkanlarının çağrıldıklarında ifade verebileceklerini belirterek, sabah saatlerinde yapılan operasyonları "itibar suikastı" olarak nitelendirdi. Barut, açıklamasında şunları kaydetti:

"Sosyal demokrat belediyelerimize yapılan bu saldırılar artık kabak tadı vermiştir. Halkımız bu operasyonlara, bu saldırılara güvenmemektedir ve inanmamaktadır. Çünkü yapılan bu operasyonlar hukuki olmayıp siyasi operasyonlardır ve şu anda Mersinlinin iradesi gasp edilmiştir. Her biri şehrin simgesi sayılan belediye başkanları, yüzde 60 civarında oylarla gelen belediye başkanları, çağrıldığında ifade verebilecekken ve tutuksuz yargılanması gerekirken maalesef alışılagelen bir düzenle, sabah şafak operasyonlarıyla belediyelere ve başkanlarımıza bir itibar suikastı yapılmaktadır.

Bugün bu Operasyon niye oldu? Arkadaşlarımızın da söylediği gibi, daha geçtiğimiz günlerde yüz binlerce vatandaştan yüz milyarlarca liranın fon uydurması, fon sistemi üzerinden iç edildiği, Ak parti 'nin yandaşlarına, bakan yardımcılarına aktarıldığı; tüyü bitmemiş yetimlerin hakkı olan bu paraların maalesef algı oluşturmak için, başta Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Sayın Milletvekilimiz Deniz Yavuzyılmaz'ın işi üzerinden gündeme getirilmesinin ardından şimdi de bugün bir simge lazımdı.

Bu simge de Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ve ilçe belediye başkanlarımız oldu. Onların üzerinden yapılan bir operasyonla aslında o fondan çalınan, iç edilen, asrın soygunu olarak adlandırılan bu soygunu AKP iktidarının üzerinden sıyırmak, gündemi başka yere aktarmak istiyorlar. Ama halkımız da biliyor, herkes de biliyor. Artık mızrak çuvala sığmaz. Dolayısıyla bu yalan düzenini hepimiz halkımıza şikâyet edeceğiz. Elbette ki bugünlerin sonu gelecek. O sandık da gelecek. Bu iktidarı, bu ceberrut iktidarı sandığa gömüp halkın iktidarını kuracağız."

TALAT DİNÇER: "HAKKIN, HUKUKUN, ADALETİN OLMADIĞI BİR DÖNEMİ YAŞIYORUZ"

Mersin Milletvekili Talat Dinçer ise şu değerlendirmede bulundu:

"Bugün 1 Ekim. Esasında bugün yasama faaliyetimizin başlayacağı, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Açılış ı olacaktı. Hepimiz Ankara 'daydık. Ancak sabah gözümüzü açtığımızda maalesef böyle bir darbeyle karşı karşıya kaldık. Şimdi burada yapılan olay aslında demokrasiye yapılan bir darbe. Yani halkın Kararı nı hiçe sayan bir darbe. Bunun altını özellikle çiziyorum. Mersin gibi bir yerde belediye başkanlarımız yüzde 60'ın üzerinde oy alarak, halkımızın oyuyla bu göreve geldiler. Ama ne hikmetse ne halkın Verdiği karar dikkate alınıyor, ne hukuk kuralları dikkate alınıyor, ne adalet dikkate alınıyor.

Öyle bir noktaya geldik ki hakkın, hukukun, adaletin olmadığı bir dönemi yaşıyoruz. Ve bugün Türkiye'de yaşayan insanların ne mal güvenliği var ne can güvenliği var. Durum bu noktaya geldi. Kimin parası varsa üzerine, şirketinin üzerine çökülebiliyor. Kim biraz sivrildiyse hemen alınıp cezaevine atılabiliyor. Ve öyle bir dönem yaşıyoruz ki yani insanların suçu sabit değil. Suç olmadan insanlar içeri alınıyor. Yani önce bir suçu yargıla, suç sabit hâle gelsin. Eğer bir ceza alıyorsa, cezası varsa çeksin kardeşim, soruşturulsun. Ama hiçbir hüküm verilmeden, hiçbir karar verilmeden halkın verdiği kararla iş başına gelen belediye başkanlarımızı direkt siz gözaltına alıp tutuklayabiliyorsunuz.

Bu bir kara düzendir. Artık halkın rahatlamaya ihtiyacı var. Bakın, emeklinin sorunu var, çiftçinin sorunu var. Ürünler para etmiyor. Esnaf siftah yapamıyor. İş dünyası önünü göremiyor. Kapatan kapatana, konkordato ilan eden edene ve yurt dışına Kaç an kaçana. Bütün bunlar ülkenin gerçek meseleleri. Ama geldiğimiz noktada öyle bir algı yaratılıyor ki görüyorsunuz, sanki belediyelerde yolsuzluk var. Ya yolsuzluk varsa işte fon yolsuzluğu var. Daha dün ortaya çıktı, birkaç gündür. Yani 20 milyar Dolar iç ediliyor. Bir tane tutuklama yok. Bir tane gözaltına alınan yok. Ama bunun yanında fakir fukaradan, şurada bir esnaf ufak bir iş yapsın, fiş kesmedi diye anında cezayı kesiyorsunuz. Böyle bir düzen yaşıyoruz. Bu düzenden inşallah hep beraber kurtulacağız. Genel Başkanımız Özgür Özel bu toplumu rahatlatmak adına güzel politikalar geliştiriyor. İnşallah hep birlikte, halkımızla beraber biz o demokratik günleri Yeniden yakalayacağız, diyorum."


SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ