Son Dakika... AİHM, Osman Kavala hakkındaki kararını açıkladı

Son dakika... Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, 9 senedir tutuklu olan iş insanı Osman Kavala hakkındaki kararını açıkladı.

Son Dakika... AİHM, Osman Kavala hakkındaki kararını açıkladı

AİHM Büyük Dairesi, İş İnsanı Osman Kavala’nın mümkün olan en kısa sürede serbest bırakılmasını istedi. AİHM, Türkiye’nin Kavala’ya manevi tazminat ödemesine de hükmetti.

AİHM kararında "Karar, tespit edilen ihlallerin ciddiyeti göz önüne alındığında, davalı devletin başvuranın mümkün olan en kısa sürede serbest bırakılmasını sağlaması gerektiğini belirtmektedir" ifadeleri yer aldı.

Büyük Daire'nin kararı olması nedeniyle Türkiye'nin karara itirazı da kapanmış oldu. AİHM Büyük Daire, söz konusu yargı organının en üst mahkemesi. Bu nedenle AİHM sözleşmesine taraf ülke olan Türkiye'nin Kavala için itiraz yolları tükendi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Osman Kavala hakkında verdiği yeni kararı açıkladı. AİHM Başkanı Mattias Guyomar, tespit edilen ihlallerin ciddiyetine dikkat çekerek Türkiye’nin Kavala’yı mümkün olan en kısa sürede serbest bırakması gerektiğini bildirdi.

Kararda, Kavala’nın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ihlal edilmemiş olsaydı bulunacağı hukuki duruma getirilmesi istendi. AİHM, Kavala hakkındaki mahkûmiyet kararının Sözleşme hukuku bakımından hükümsüz ve geçersiz sayılması gerektiğini belirtti.

TÜRKİYE TAZMİNAT ÖDEYECEK

Mahkeme, tespit edilen hak ihlalleri nedeniyle Kavala’nın manevi zarara uğradığına karar verdi. Türkiye’nin bu zarar karşılığında Kavala’ya tazminat ödemesine hükmedildi. Tazminat miktarına ilişkin bilgi ise açıklamada yer almadı.

ŞİDDET İDDİASI İLE SOMUT BAĞ KURULMADI

Kararda, mahkûmiyete dayanak gösterilen eylemlerin büyük bölümünün kamusal tartışmalara katılmak, sivil toplum çalışmalarını desteklemek, bilgi paylaşmak ve Gezi Parkı olaylarıyla ilgili savunuculuk faaliyetleri yürütmekten oluştuğu kaydedildi.

AİHM, Türk Ceza Kanunu’nun 312’nci maddesinde düzenlenen suçun cebir ve şiddet unsuru içermesine rağmen Türk mahkemelerinin Kavala’nın eylemleri ile Gezi Parkı protestolarındaki şiddet olayları arasında somut bir nedensellik bağı kuramadığını belirtti.

Bu nedenle Kavala’nın ifade özgürlüğü ile toplantı ve örgütlenme özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmedildi.

AİHM, kesinleşmiş bir ihlal kararının ardından yargılamanın yenilenmesinin Türk hukukunda mümkün olduğunu hatırlattı. Türkiye’den, ihlallerin bütün sonuçlarını ortadan kaldıracak bireysel ve genel tedbirleri alması istendi.

SİSTEMİK SORUN ELEŞTİRİSİ

AİHM, Kavala davasının sistemik bir soruna işaret ettiği sonucuna vardı. Özellikle siyasi açıdan hassas davalarda yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını etkileyen yapısal eksikliklerin bulunduğu belirtildi.

Hâkimlerin haksız baskılara karşı korunmasını sağlayacak kurumsal güvencelerin güçlendirilmesi istendi. Tutukluluğun aşırı kullanılması, suç tanımlarının geniş yorumlanması ve art arda açılan davalar yoluyla ceza yargılamalarının amacı dışında kullanılmasının önlenmesi gerektiği kaydedildi.

AYM VE AİHM'E UYUN VURGUSU

Kararda, hem AİHM hem de Anayasa Mahkemesi kararlarına tam ve gecikmeden uyulmasının önemine dikkat çekildi. AİHM kararlarını uygulama yükümlülüğünün yalnızca uluslararası hukuktan kaynaklanmadığı, aynı zamanda Anayasa’nın 2’nci maddesinde güvence altına alınan hukuk devleti ilkesinin de bağlayıcı bir gereği olduğu belirtildi.

AİHM ayrıca, Türkiye’de tahliye imkânı bulunmayan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarının ayrı bir sistemik sorun oluşturduğunu bildirdi. Bu sorunun giderilmesi için yasal düzenleme yapılması gerektiği ifade edildi.

İŞTE O KARAR

AİMH kararı özetle şöyle:

"Mahkûmiyete esas alınan eylemler büyük ölçüde kamusal tartışmalara katılmak, sivil toplum girişimlerini desteklemek, bilgi yaymak ve Gezi Parkı olaylarıyla bağlantılı savunuculuk faaliyetlerinde bulunmaktan ibarettir. Mahkeme, bunların Sözleşme’nin 10. ve 11. maddeleri kapsamındaki haklara yönelik bir müdahale oluşturduğu sonucuna varmıştır.

Kararda, söz konusu müdahalenin Sözleşme’nin 10. ve 11. maddeleri anlamında “kanunla öngörülmüş” sayılamayacağı belirtilmiş ve bu maddelerin ihlal edildiğine hükmedilmiştir. Türk Ceza Kanunu’nun 312. maddesinde düzenlenen suç, cebir ve şiddet kullanımını içermesine rağmen mahkemeler, başvurucunun eylemleri ile Gezi Parkı protestoları sırasında meydana gelen şiddet olayları arasında somut bir nedensellik bağı kuramamıştır.

Kararda, başvurucunun mahkûmiyetinden önceki ve sonraki tutukluluğunun Sözleşme’nin 5. maddesinin 1. fıkrasına göre hukuka uygun olmadığı ve 10 Aralık 2019’dan bu yana özgürlüğünden mahrum bırakılmasının Sözleşme’yi ihlal ettiği sonucuna varılmıştır. Bugünkü kararda, sonraki yargılamaların da bu ihlali ortadan kaldırmadığı belirtilmiştir. Yeni, somut ve ikna edici herhangi bir delil sunulmamıştır. Başvurucunun mahkûmiyeti, belirli bir şiddet eylemine dayanmamaktadır. Kavala en kısa sürede serbest bırakılmalıdır.

Başvurucunun uzun süre özgürlüğünden mahrum bırakılması, siyasal faaliyet özgürlüğünü zedelemektedir. Bu ilkeler, demokratik toplumun özünde yer almaktadır. Mahkeme, başvurucuya uğradığı manevi zararın yanı sıra yargılama giderleri ve diğer masrafları için de tazminat ödenmesine hükmetmiştir."

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ