Banklar, traktör kasaları ve yeni bir yol

Binalar mühürlenebilir, kurultaylar kâğıt üzerinde iptal edilebilir. Ancak sokakta, bir traktör kasasının üstünde, bir kadının gözlerinin içine bakarak kurulan o samimi ittifakı hiçbir mahkeme kararı hükümsüz kılamaz. Eğer gidecek bir binanız yoksa, önünüzde koca bir memleket vardır. Ve yol, her zaman o yola cesaretle çıkanlara açılır.

Banklar, traktör kasaları ve yeni bir yol

Birkaç günden beri il il dolaşan Özgür Özel’i izliyorum.

"Başkanım, bizim buralara pazar ateşi değil, bildiğin kor düştü" diyor pazar tezgahının arkasından bir abla, ellerini önlüğüne silerken. Özgür Özel eğiliyor, göz hizasına geliyor, elini omzuna koyuyor: "Biliyorum ablacım, o yangını söndürmeye geldik." diye yanıt veriyor.

Az ileride bir köy kahvesinin önünde yaşlı bir amca sesleniyor: "Evlat, sizi binadan püskürttüler, şimdi ne olacak?"

Özel, ceketini çıkarıp kahvenin önündeki tahta bankın üzerine fırlatıyor, gülümseyerek yanıt veriyor: "Binasızız ama ne olmuş be amcam? Üstüne çıkıp konuşacak bank var, meydan var, traktör kasası var. En önemlisi siz varsınız!"…

Ve bütün bu yaşananları televizyonlarının başında gören milyonlar, tezgahtaki abla ve kahvedeki amcanın duygularıyla izliyorlar. Özgür Özel, CHP binasından püskürtülüp, yağmur ve dolu altında meclise yürümeye başladığından beri bir gün bile durmadı. Yürüyor, kucaklaşıyor, bulabildiği her tümseğin üzerine çıkıp konuşuyor.

Sahici hayat sokakta  

Ankara’nın soğuk mermer kaplı mahkeme salonlarından, yüksek tavanlı o steril parti binalarından uzakta akan bu sahici hayat, CHP’ye yönelik o "mutlak butlan" operasyonuna sokaktan verilen en net cevap. Siyaset tam o anda; o samimi diyalogda, o göz hizasında, tahta bank ve traktör kasalarının üzerinde yeniden doğuyor.

Siyaset sosyolojisi burada devreye giriyor. Bir liderin elinden konforlu binalarını, genel merkez koltuklarını alsanız da onu yok edemiyorsunuz. Aksine onu sokağın o yenilmez, bükülmez gücüyle baş başa bırakıyorsunuz. "Yeni bir yol yoksa, yeni bir yol açarız" iddiası da tam olarak bu! Gücü Ankara’nın dehlizlerinden alıp doğrudan halkın bağrına taşıma hamlesi…


Sokak kimin yanında?

Butlan kararının ve genel merkezin polis zoruyla tahliye edilmesinin ardından Özgür Özel’in yollara düşerek çizdiği rota, aslında bir "meşruiyet tahkimatı" analizi sunuyor bize.

İzmir Meydanları, Denizli ve Burdur kahvehaneleri, Manisa ve Ege hattı ve Gaziantep ve Diyarbakır...

Özellikle Diyarbakır’da siyaset kurumsal kalıplarından tamamen sıyrıldı. Demirtaş’ın selamını da götürdü Diyarbakır’a… Bölge halkının sıcak kucaklaşmasıyla karşılanan Özel, tarihi Sur sokaklarında, kahvehanelerde taburelerin üzerinde vatandaşla dertleşti. Ankara’daki adliye koridorlarında yazılan senaryolara karşı, Diyarbakır sokaklarından yükselen o çok sesli ve kucaklayıcı irade, bu yürüyüşün Türkiye’nin her rengini kapsadığının en somut kanıtı oldu.

Ve kadınlar…

Özgür Özel’in bu sokak yürüyüşünde özellikle kadınları ön plana çıkaran, mutfaktaki yangını ve evdeki kaygıyı onlarla konuşan söylemi, bu hikâyenin en güçlü motoru. Siyaset bilimi net bir kural koyar: Bir hareketi kadınlar sahipleniyorsa, o artık bir "parti politikası" değil, bir toplumsal mutabakattır.

"Bizim evde çorba kaynamıyor başkan, gerisi teferruat" diyen bir annenin feryadını pazar yerinde meydanın merkezine taşımak, iktidar yürüyüşünü teorik bir iddia olmaktan çıkarıp sahici bir halk hareketine dönüştürüyor. 

Fransız Devrimi’ni başlatan Versay yürüyüşünden, Türkiye’nin kendi yerel siyasi tarihindeki ev ev gezen kadınların yarattığı mucizelere kadar sokak her zaman kadınların omuzlarında yükseldi. Özgür Özel bunu biliyor ve sık sık söylüyor.  

Yol, yürüyene açılır

Bugün kahvehanelerde, pazar yerlerinde vatandaşla kucaklaşarak sürdürülen bu arayış, statükonun ördüğü mahkeme duvarlarına karşı verilmiş en samimi cevap. Bir siyasetçi için en konforlu yer genel merkezdeki makam koltuğudur; en zor ama en gerçek yer ise plastik bir sandalyede, diz dize vatandaşı dinlemektir.

Binalar mühürlenebilir, kurultaylar kâğıt üzerinde iptal edilebilir. Ancak sokakta, bir traktör kasasının üstünde, bir kadının gözlerinin içine bakarak kurulan o samimi ittifakı hiçbir mahkeme kararı hükümsüz kılamaz. Eğer gidecek bir binanız yoksa, önünüzde koca bir memleket vardır.

Ve yol, her zaman o yola cesaretle çıkanlara açılır.